Kayıtlar

Oldukça Simetrik Bir Yıl: 2020

Selamlar! Epeydir olmamamın telafisine ne yazsam diye düşünürken bu yayının başında buldum kendimi bakalım sonu nereye gidecek :) Çift rakamlar ve sayılarla aranız nasıldır bilmem ama benim en sevdiklerimdir. Çiftlikten konuşmadan önce az da olsa 2019'un benim için nasıl geçtiğinden bahsetmek istiyorum. Çokça kaybettiğim ama aynı zamanda çokça da öğrendiğim bir yıl oldu. Yüz kişinin benden gittiği ama bir kaçının hala benimle kaldığı bir yıl oldu. Üniversite sınavına ilk kez girdiğim yıl oldu. Bir dünya şeyi ard arda ilk kez başaramadığım bir yıl oldu aynı zamanda da başarısızlığın o kadar da korkunç görünmediğini anladığım bir yıl oldu. En fazla kendime döndüğüm bir yıl oldu. On sekiz olduğum bir yıl oldu. Üzüntülerin her birinin arkasından yeniden kalkmaya çalıştığım ve epeyce de kalktığım bir yıl oldu. Üst üste yaşadıklarımla kendimi daha fazla keşfetmeme sebep olan ve beni inanılmaz olgunluk seviyesine çıkaran bir yıl oldu. Benden alıp bana kattığı her bir sebep ve neden için...

Bir Zenginlik Emsali (Galata ve Çevresi #4)

Resim
Merhabalar en son yazımızda Eyüp'teydik. Bugün Galata'dan devam edeceğiz. Keyifli okumalar :) Milletlerin Buluşma Noktası Galata Unkapanı ve Galata Köprüsü arasında, Haliç'in kuzeyinde kalan bölge Galata'dır. Eskiden bu bölgede Cenevizli zengin tüccarlar yaşarmış. Hatta anlatılanlara göre bu insanlar o kadar ticaretle iç içelermiş ki bu halleri kavgaya dönüşmüş ve Galata'yı o aralar Venediklilerin aldığını bile fark etmemişler. Bir de üstüne üstlük bu arada kalan şirin bölgeyi de dışarıdakilerden korumak için de etrafını surlarla çevirmişler. Ama paralarına kıyamadıklarından olsa gerek bu surları yalnızca 3 kilometre uzunluğunda ve 12 kapılı inşa etmişler. Surları ve kapıları (biri hariç) artık göremezsiniz. Zamanla farklı dinden ve dilden insanların buluşma noktası haline gelmiş burası.  -Levantenler -Müslümanlar -Rumlar -Süryaniler -Keldaniler -Yahudiler -Venedikliler -Araplar -Ermeniler -Çingeneler -Cenovalılar -Sırplar -Ulahlar ...

Ah İstanbul (Haliç ve Çevresi / Eyüp - Eyüp Sultan #3)

Resim
Merhaba! Bugün ki sohbetimiz İstanbul'a kaldığımız yerden devam etmek olsun istedim. Keyifli okumalar :) EYÜP VE EYÜP SULTAN İstanbul'un fethinden önce Bizanslılar burayı sayfiye ve avlanma alanı olarak kullanıyormuş. Fetihten sonra ise burası surlarla kaplı mekanlardan sıkılanlar tarafından kurulan Osmanlı'nın surların dışındaki ilk semti olmuş. Fatih Sultan Mehmet burayı yerleşime açmış, Anadolu'dan ve Balkanlar'dan gelenlerin burada yerleşmesine izin vermiş. Daha sonrasındaysa Kanuni Sultan Süleyman buraya yaptırdığı medreselerle, hamamlarla ve camilerle burayı iyice canlandırmış böylece Eyüp kıyılarında yalıların, sarayların yapıldığı bir yer olmuş. Eyüp deyince ilk aklımıza gelenler Eyüp Camisi, sayısız türbeleriyle bir de Eyüp Sultan'dır. Asıl adı Ebu Eyyub Halid olan Eyüp Sultan, Hz.Muhammed ile görüşüp Müslümanlığı seçmiş ve bu vesileyle Peygamberimizin yanında tüm savaşlarına katılmış Medineli bir sahabeymiş. Mekke'den Medine'ye h...

Dur Yolcu! -Çanakkale Zaferi 103.Yıl Şerefine-

Resim
HEY ONBEŞLİ ONBEŞLİ Bu türküyü hatırladınız mı bilmiyorum.'Onbeşli' türküsünün içimizi burkan hikayesini tam olarak biliyor muyuz onu da bilmiyorum. Bu vesileyle ortaokul sıralarında İnkılap öğretmenimizin bize anlattığı bu hikayeyi sizlere yazmak nasip oldu. Önce sözleri hatırlayalım öyleyse: " Hey onbeşli onbeşli Tokat yolları taşlı Onbeşliler gidiyor Kızların gözü yaşlı Aslan yârim kız senin adın Hediye Ben dolandım sen de dolan gel beriye Fistan aldım endazesi onyediye"  Çanakkale Cephesi, binlerce Mehmetçiğin Hak ile buluştuğu, gidenin geri gelmediği bir yerdi. Bu cephenin bitirdiği insanlar haddi de hesabı da aşmıştı. İngiliz generali Oglander; "Gelibolu'daki kanlı savaşlar, Türk ordusunun çiçeğini bitirmiştir." diyordu. Gerçekten de İngilizler şehit olan askerlerimizi " Bir çiçeğin tomurcuğu " ve " Vakti gelmeden solan gül goncası " şeklinde anıyorlardı. Koskoca eğitimli bir nesli yutmuştu bu savaş. Savaş...

Hoşbeş Durumları #1

Resim
İyi Geceler! Şu saatler biraz eteğimdekileri  dökeyim istedim. Hepimizin hayatı biraz engebeli hiçbirimiz tam anlamıyla kolay yollardan geçmedik, geçmiyoruz. Bazen yaşadıklarımızı sindirmemiz zor olur bazen de sindiremediklerimizle birlikte yaşamayı öğreniriz. Ya da öğrenmiş gibi yaparız filan. Biraz da bu nedenle yazıyorum şu an aslında. İçimde tuttuklarım dağ olmasın, dertleşelim diye işte.  Velhasıl bir insan hayatı neleri taşıyabilir, neleri kaldırabilir?  Tahmin edemeyeceğimizden çok aslında. Bir olay olunca bunu taşıyamıyorum demek bu yüzden çok yanlış. Öyle bir taşınıyor ki bu da hayatın sanırım bize cevap verme şekillerinden birisi. Dünyevi algılarımız yüzünden taşıyamazmışız gibi geliyor. Neyden kaçarsak, korkarsak muhakkak dönüp bize de uğruyor. Kaçtığımız, korktuğumuz ya da adı her neyse işte başa geliyor. Arkadaşlarımı, ailemi çok sevdiğim için hep kaybetmekten korktum. Çünkü hayatımda onları kazanmak için çok uğraşmıştım. Benden gitmesinler istiyordum. O...

Sen İstanbul'sun (Haliç ve Çevresi - Altınboynuz #2)

Resim
Merhaba!  Geçenlerde güzel şehir İstanbul'u gezmek için çıktığımız yazımızda ancak tarihçesine yer verebilmiştik. Ben de düşündüm ki madem öyle bölüm bölüm bitirelim. Öyle aceleye de gelmesin ben de bildiğimi sakin sakin anlatayım. Bu yazımızda da Haliç ve Çevresinden başlayalım istedim.  ALTINBOYNUZ'DAN HALİÇ'E DOĞRU Haliç'in Osmanlı'dan kalma ismidir Altınboynuz. O zamanlar şekli aynı geyik boynuzu gibi olan Altınboynuz'a derler ki Boğaziçi'nin içindeki minyatürdür. Topkapı Sarayı'nın bulunduğu Sarayburnu'ndan  başlayan Haliç, İstanbul'u hemen hemen tam ortadan ayırır. O zamanlar bir kıyıdan diğerine geçmenin tek yolu kayıklarmış. Ama bu kayık seferleri insanların hayatını tehlikeye atmaya başladığından bir köprü yapılmasında hemfikir olunmuş. 2.Mahmut böylece ilk köprüyü yani asıl adıyla Hayratiye Köprüsü'nü yaptırmıştır. Şimdiler de ise Haliç'te üç tane köprü bulunur. Unkapanı Köprüsü, Galata Köprüsü ve Haliç Köprüsü. Özellikle G...

Bu Sabah Yağmur Var İstanbul'da

Resim
Merhabalar ve iyi akşamlar! Bugün uzun bir aradan sonra İstanbul hakkında bir yazı yazmak istedim. Doğma büyüme İstanbullu olup bildiğimi anlatmamam biraz ayıp olurdu sanırım. O halde lafı dolandırmadan başlayalım. Öncelikle bu güzide şehrimizin bildiğim kadarıyla tarihini anlatmak isterim. Bundan yıllar yıllar önce (yaklaşık sanırsam ki M.Ö. 500'lü yıllar olsa gerek) Korent'ten yola çıkan Megaralılar liderleri Bizas öncülüğünde yola çıkıyorlar. Bizas yeni bir devlet kurmak istiyor neticesinde. Bu nedenle de ne var ne yok toplayıp yola koyuluyorlar ve bugün Eminönü dediğimiz bölgeye varıyorlar. Ve buraya da liderlerinin hatırı için Bizans diyorlar. Zaman geciyor Bizans büyüyor tabi. Gel zaman git zaman Avrupa'da yükselişte olan Roma İmparatorluğu Bizans'ı alınca Bizans artık bir Roma şehri oluyor. Konstantin çok dinli Roma'dan ayrılınca akabinde de şehre Konstantinopolis diyorlar. Yıl oluyor 1299. E haliyle Anadolu'nun bağrından kopup kurulan bir devlet va...